25 Aralık 2015

Sorunları Büyütme Cumhuriyeti


Öyle he deyince sakileşemiyor aslında insan...Ne yani bir " he " düğmemiz olsa herşey düzelecekmiydi...Hoş düzelecek olsa Yaradan bir " he" düğmesi düşünürdü elbette.

Kocaman bir sigara olsun istiyorum bazen hani molasına çıktığında değecek kadar zamanın olabileceği..Ne bileyim insan bazen böyle oluyor işte.İlişki yaşarken en sinir edici nokta işyerindeyken aranılıp terso konuşmalarda laf sokamama krizi oluyor aslında.Herkes kendisini bilir kardeşim söylüyorum yüz kere bir plan yapılmışsa gece için ve sen bunu iptal edeceksen bana geçerli bir şeyler söyle .Sevgili kontenjanında var bu durum yani adamlar bağlılık geliştirmediğinden canları istediğinde senin için önemli olan programları " Tatlım, canım , bir tanem,  söz verdim şimdi adam eksikleri de varmış halı saha maçı vallahi başka bir durum değil" diyerek mahvedebiliyorlar...hem o baştakı güzel sözler kalmıyor akılda biliyormusun halı ve saha kalıyor akılda en çokta bir halı saha maçına satılmak kalıyor, öküz kalıyor akılda o cümleleri sıralayan ama "romantik olmayı ben beceremiyorum" diyen adamın tırsık hallerinde sıraladığı güzel sözlerin bir öküzün ağzından çıkan kelimeler gibi olması kalıyor.beş dakika konuştuk aklımda bunlar ve atamadığım tribim kaldı...Bu akşam benim için neden önemliydi ki hımmm! düşünelim bak sinir geçmeye başladıkça dimağda açılıyor.Otuzlu yaşlarının başında olan bir kadın bazen heleki sonbaharlarda duygusallaşıyor kardeşim.Seni belki hayatımın merkezine koymadım ama herşeyi silip onca arkadaşlarla katılınılan aktivite dolu programlardan sonra uzun zamandan sonra ilk defa başbaşa kalacaktık...Hayır bana birde " adam eksiği varmış" diyor öküz eksiği olmasın o ...Amaç ter atmaksa hepinizi toplayıp tarla sürdürseler ya! hoş tarlada kalmadı ya samanı bile dışardan alıyormuşuz ( yazar burda ülkenin durumuna parmak basıyor ) ...

Neyse akşam olunca eve geldim ne yapıcam böğüre böğüre oynan o maçı mı izlemeye gelicem...walking dead in izlemediğim bölümlerini izlerim...

İstanbul Anadolu yakasının güzide Bağdat caddesine birinci paraleldeki evimize teşrif ederken ben köşedeki çiçek satan Karanfil ablamıza uğradım...Esmer vatandaşlarımızdan olan Karanfil ablamız mütemadiyen öküzün eli kadın tutan cinsinden olan kocasından tutarlı bir şekilde şiddet görüyor.Bir gün ağlıyordu mahallemizin kadınları O na sarılmış teselli etmeye çalışıyor Karanfil abla morarmış gözünden akan yaşları silerken " bizim ilişkimiz bu (h)al almış ya bizim ilişki şeklimiz bu olmuş" dedi.Kadın abi okumasada içgüdüsel hayat değerlendirmelerini yeri geldi mi yapar.Karanfil ablanın pislik kocası sabahları siteyşın vagon arabasıylan çiçek getiriyor bazen arabada uyuyor Karanfil abla gelince tezgahı çiçeklerle donatıyorlar.Pislik herif kadını bırakıp altında sıteyşın vagon arabasıylan İstanbul un sabitlendiği kahvehanelerinde Ok e dönüyor.Hiç düşünmüyor bu kadın ne yiyor ne içiyor nereye işiyor pislik herif ....Farkındayım bu arada Bay İ. ye olan sinirimi Karanfil ablanın kocası adı bilmem ne olan şahsa yönlendirdim ama deyinemeden de geçemedim.Benim O adını bilmediğim herifin siteyşın vagon arabasını çizmişliğim bile var.Tırsakça biliyorum ama " senden ötürü beyaa!" diye de dikilemedim önüne çünkü Karanfil ablanın üzerindeki uygulama ları konusunda uzman olduğunu fazlaca görebiliyorum...

Evde sıcak çorba var daha içeri girerken ısısını hissederim ben çorbanın.Kremalı domates çorbası...Üst katımda oturan sevgili teyzem ben gelmeden yemekleri bazen böyle aşağı indirir.Sanırım arkadaşları ile izleyeceği dizisi var yoksa kendisi de olurdu ...

Bir kadın ne ister ki dedim kendi kendime içini ısıtacak bir çorba...Yanan bir soba ellerini ısıtabileceği istediği kadar yanında oturabileceği.Hoş soba da kalmadı geçen gün bir yapı markete gittik teyzem kuzine alalım diye tutturunca ne yapalım iki kadın gönlümüzü ısıtacak bir kuzine alalım dedik.:))))

İlişkilerde kadındaki trip mekanızmasını devreye sokan şey ya bencilliği ya da ayrılma yolundaki bebek adımlarıdır.Seven kadın trip atmaz ...Söyliyeyimde bilin ....

Devamı olacak....

11 Ekim 2015

Acılı ekmek


ACILI EKMEK TARİFİ

Hamur Malzemeleri

  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı su
  • Yarım su bardağından biraz fazla zeytin yağı
  • 4,5 su bardağı un
  • 20 gr. yaş maya (bir paketin yarısı) Kuru maya kullanacaksanız 1 yemek kaşığı yeterli olur.
  • 1.5 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı şeker

Üst Malzemesi

  • 1 büyük soğan
  • 1 adet kırmızı biber
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • Yarım yemek kaşığı domates salçası
  • 1 yemek kaşığı kuru nane veya 1 tatlı kaşığı kekik
  • 2 yemek kaşığı susam
  • 1 tatlı kaşığı kimyon
  • 1 yemek kaşığı acı pulbiber (İsteğe bağlı)
  • 1 çay bardağına yakın zeytinyağı

30 Eylül 2015

Bayram'da marmaris




























Edacık okula başladı

28 Eylül 2015 sevgili kuzumun okula başladığı gün olarak tarihe geçti.Abisi 11/A miniğim 1/A ...Öğretmeninin ismi Birgül hanım. Kuzucuğum inşallah hayatında kazanacağın başarıların temelini atarken hep Mutlu hep azimli olursun...






16 Eylül 2015

Desinler....


Küçüktüm sanırım üç yaşlarında falanım babaannem kışın karda halı yıkamış üstüne yetmemiş kuyruk yılları et-balık kurumunda kuyrukta beklemiş aylardan Kasım... Üşütmüş çok üşütmüş sonra hastalandı vefat etti.Öldükten sonra evde konuşuyordu komşuları " kirli torbasından bir tane kirli mendili çıkmadı" diye... O yıllarda kirli sepeti yokmuş zaar insanlar banyo kapısı arkasına kirli çamaşırları koymak için kumaştan torbalar koyarmış...çok konuşulurdu babaannemin temizliği " kadın ölünce kirlisi, erkek ölünce borcu kalmamalı" diye büyütüldüm. Pis olmak aile soyunda ellerinde fazla yıkamadan egzama olan erkeklerin olduğu bir kız için zaten düşünülemezdi... Niye ki? Konu, komşu , sülale üçgeninin hayatımıza sızması ilk böyle oluyormuş . 
Evlendim verilen aile emirleri biraz şekil değiştirdi azalacağına hem de artarak...o zamana kadar olanlar zaten düzgün, derli toplu bir bayan olmama yetmezmiş gibi...
Annem " sen çalışan kadınsın her sabah yatağını kapat evden öyle çık, kirlide çamaşırın kalmasın, mutfağında tezgahta kirliyi bırak yıkanmış ama kaldırılmamış tabağın bardağın kalmasın insanız dışarda başına birşey gelir ölsen kurtulamazsın birde ben öldürürüm seni.."hö"

Şimdi anımsamadığım ama yapmayınca içimin rahat etmediği görselde küçük detayda çok söylemlik şeyler işte... en son 68-75 kuşağı böyle yetiştirildi.. Konu komşuyu takmadan hayatını idam ettirenler 75 ten sonra doğanlar. O nesillerin anne baba çalıştığı için tek başına birey olma ve yaptırımlara karşı durma refleksi daha sağlıklı gelişti.

Bu 78 liler, hele 80 sonrası doğanlar gamsızlıkları ile 100 yaşlarına kadar yaşarlar hatta ölüp geri bile gelebilirler...Ve ben hepsinin hayranıyım... 

Oğluma hayatı anlatırken söylemlerime aile büyükleri dışındakileri pek katmıyorum katmak isteme girişimlerimi zekası ve rahat duruşu ile öyle cevaplar verdiki 26 yaşımda burnum aka aka sabahın köründe işe giderken evi temiz bırakma adına kendimi hırpalayış hallerime üzüldüm... Ölürsem hani komşular arkamdan laf etmesin diye...

Eskiden çok kalabalıktık komşuluklar, aile v.s. Ama bir samimiyetsizlik te vardı.o yılların züğürt avuntusu " bir elin parmakları bile aynı değil" çok karakteri bozuğu o toplumlarda haksız yere yer sahibi yaptı...

Evet şimdi hepimiz biraz daha yalnızlığımıza çekiliyoruz ve daha küçük gruplarda hayat buluyoruz eskinin samimiyetsiz mutlulukları güzeldi çünkü bizlerin kalbi güzeldi...yine de merhabaları esirgemeyelim birbirimizden doğru davranış sergileyen, saygılı çocukları baskımızla darlandırmayalım...

Yüzümüze her gülene değer verdiğimiz için yediğimiz darbelerden kırık kaldık birazda ve ben Oğlumla öğreniyorum bazı şeyleri " desinler anne evvelinde ne yaşadığını, kalbinden ne geçtiğini bilmeyen insanlar ne derlerse desinler" Desinler anasını satayım dedim ne derlerse desinler... 

Kızımın bir tacı var pembe ve bir gül var üzerinde kocaman dışarı çıkarken kokoş demesinler diye taktırtmadığım birdaha bu yaşında olmayacak taksın dedik çocuğun mutluluğu herşeye değerdi....

kimse için değil çocuklarım için değer verdiğim insanlar için hayatı önemli kılmak birşeyler katmak ,tanımadığım çevrenin baskıları olmadan yaşamak ...

Mutlu olun ama dikkatli olun topluma yayılabilir :))))

Ebru G.G.

7 Ağustos 2015

Cuma mektupları

Cuma mektupları

(Bu mektuplar kişileri kişilikleri konusunda şeyeder içsel tanıma, tanışma, düşünme,serçe parmağını koltuğun kenarına vuruncaki debelenme ve sövme )

Nasıl deli gibi gelmişsem sahile aracı parkettiğimde farkettim evden çıkıp sahile kadar araba kullanarak geldiğimi...kas hafızası, görsel hafıza ne varsa köklemişsem demekki..."sinirlenince gözüm hiçbirşey görmüyor " kavramına farklı manalarla yaklaşmışım ... Gözüm görmez hafızadan kullanır limitleri çok pis zorlarım :)))...

Bugün cuma ve geçen haftaya şu dakikaya kadar dayanma başarısı göstermişken hala haftanın içinde bir günde olma hali daha da asabımı bozmuyor değil ��....

İnsanlar var hayatımda her normal insan gibi ve ben canımı sıkan tüm insanları balıkçı ağı ile çeker gibi nasıl çekmişim hayatıma...Biri ile konuşmuştum "yin-yang felsefesi işte zıtlıkların hafifletilemez uyumu aslında bize ters davranıyor gibi gelen herkeste bir parça ben-i bulduğumuz için hayatımıza alıyoruz demişti...

Zaman geçiyor iç hesaplaşmalarım, bardağı taşıran son damlalar ve sığınağım sahilim... Denize anlatıyorum derdimi tabii bu akan musluğun suyuna derdini anlatan anneanneminkinin yanında çok lüks kalıyor.  (gevrek gevrek gülüyor muyum ben? )

Bu Cuma deniz kenarı içsel kavgalarımı, karmaşalarımı yüzeye vurma seansımda ; 

Evet herşey iki kutupludur buna açık ve net inanıyorum, az miktarda da olsa karşımdakinin ters olan tarafını içimde barındırmıyorum... Beni ben yapan özelliklerimin getirisi daha sağlıklı ...

Kimseye veya hiçbirşeye bağımlı olmam ben hayatımın merkezine koymam gerekenler daha küçücükken öğretildi...bağımlılıkları olan insanlara sinir olurum ayrıca...aşkından ölen insanlarada saygı duymam...bu sebeple dönüşebilirlilik özelliğim yok benim ... 

Üreten-tüketen ilişkisine hayatın içinde istemsizce bulaşmışımdır ama destekleyen kısmınıda kabuledilebilir bir manada yaşıyorumdur da denetleme olayında bana yapılmasını istemediğimi kimseye yapmam mantığı, doğru olan için bile gereklilik gösteren hallerde bile denetlemiyorum ulan ben ....O merci olma heveslisi değilim... Herkes işini iyi yaparsa üst kavramdaki denetlemecilik bak nasıl zayıflıyor...aslında bu konu derin bu Cuma sayıp sövme listemde öne çıkarmıyorum...

İlişki halinde olduğum kimselerin bana ters gelen hiç bir davranışını içimde altlarda derinlerde barındırmıyorum....barındırmıyorum.... Barındırıyor muyum?.... Bilmiyorum ... 

Ne güzelsin deniz, ne çok şey barındırıyorsun bünyende ve bilmiyorum ençok ağlıyor musun yoksa gülüyor musun...

Ve kadın tüm bu ruh arındırmadan sonra minik bir parçasını dert ortağına bırakıp aracına doğru yola koyulur...demeyi isterdim ama her seans sonu yaptığım ,kimin davranışı olduğunu bilmediğim ama belkide alt davranış olarak barındırdığım tükürüğümü savurarak hoşçakal derken denize poyraz ile o tükürüğü saçıma, suratıma yapıştıran doğanın alt davranış seyrine söverek ve gülerek aracıma doğru yollandım...

Ebru G.G.

Portakalmavisi - cuma mektupları....

4 Ağustos 2015

Bazı ayrılıklar

Çok uyumuşum boynum tutulmuş. Gözlerim kapalı, esen rüzgarı, mis gibi hanımeli kokusunu alıyorum ayağımın birtanesi sedirden düşmüş yerde yatan köpeğim "kumru" ya değiyor... Kumru diye köpek adımı olur dediğinizi duyar gibiyim... Kumruları izlerdim küçükken evimizin penceresinden tutundukları elektrik tellerinden aşşağıda akan hayatı serseri bir tavırla arada " üsküdara gidelim" namesiyle alaya alan tavırla izlemelerine hayran kalarak...neyse bu başka bir hikaye...ben ve küçüklüğüm... Ben ve büyüklüğüm biraz sancı çekiyor şu zamanlarda...

Kendimi zorlasam boynumun sancısından hemen sonra sedirinde sızdığım güzel yaz evimin verandasında harfi harfine saatler önce ettiğimiz kavgayıda anımsardım elbet ama içimde bir "üsküdara gidelim" alaycılığı var...

Kumru evlenirken hayatımda olmazsa olmaz diye bu evliliğin içine soktuğum tek şeydi... Beni, hayatımı o elektrik tellerindeki alaycılar gibi izleyip gözleriyle beni sevdiğini hissettiren tek canlı... Hayatıma öylesine ama bana beni kendime getirme amaçlı giren canlı...

O belkide sessizliğimle anlatabildiklerimi anlayamadığı için iletişim şeklim hırpalarcasına tartışmak olmadığı için O na ( kadına) yöneldi, kendine olmazsa olmaz edindi... "İnsanlar tercihlerini yaşarlar" dedim yüzüne hemde dümdüz içtiğim bir kaç kadeh şarap etkisi ,ufak bir itme ivmesiyle çemkirdim belkide... " şu köpeği bile benden çok önemsedin " dedi ... Evet belkide öyleydi... Bizim ilişkimizde senin hiçbir mücadeleci tarafını göremediğim için bizden çok ben i öncelik edindiğin zaman yavaş yavaş senden uzaklaştım... Denedim bekledim sen bu uzaklaşmamla mücadele et istedim ama sen mücadeleni başka bir kadına yönelmekle verdin... Biz buna tercih diyoruz... Kutsal iş yoğunluğunda yalnızlaştırılmış benin çaba beklentilerini ters kaleye doksana taktığın topla taçlandırdın...

Ağırlaştırılmış yalnızlıklarda ayrılıklar acıtmayıp bünyeyi özgür kılıyor... Sonlar hiçbir zaman güzel olmaz heleki ayrılıklarda...ıslık çaldığınızda bunu kulağınızla duyuyorsanız içinizde hesaplaşma kalmamış demektir...kalbimde bir huzur dudaklarımda tatlı bir name " üsküdara gidelim"

Ebru G.G.

Portakalmavisi - bazı ayrılıklar pek koymaz....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Portakalmavisi bir; hüzünleri dibine kadar yaşamadan terketmeyen, sonrasında da ardına dönüp bakmayan hüzünbaz zamanlar cambazı....

pin

yukarı