4 Haziran 2014

Encuentro en el Estudio - Gustavo Santaolalla - De Ushuaia a La Quiaca (...

İNSANCA, KADINCA, CA ,A.........


İnsan beyni dolu olunca içindekileri ifade de zorlanıyor tabiii...Devrik cümle kurma delisi oldum hani tıbben var mı bunun bir karşılığı bilmiyorum ama şarkıları bile düzgün söyleyemiyorum...Düşünüyorum şarkı söylüyor muyum? " evet zaman zaman uyuşmuş yerde yatarken tavana bakarken birkaç şey mırıldanıyorum..."

İnsan koca kadınken sevdiği adamın öfke patlaması üzerine olunca bir kaç raunda bile ulaşamadan yere yığılıp birde pislik gibi orada bırakılınca insanca birşey yapmak istiyor...Ağlıyorsun zaten o doğal olan insani birşey birde zorlamayla" bende insanım yahuu! modu "oluyor....Tavana bakıyorum tavanda sanki bir sahne var ve ben fütursuzca ve belkide fitursuzca orda şarkılar söyleyip dansediyorum...Kendi kendimi güldürüyorum, seviyorum midem, sırtım suratım daha fazla acımadan dönüp kalkıyorum şanslıysam ve ağzım dudağım patlamamışsa üzerim kan olmamışsa üzerimi değiştirmiyorum öylece yatmaya gidiyorum he! ağrı kesici almadan yatınca sabah pert kalkıyorsun o da ayrı dava...

Ben bu yaşadıklarımı içime sindirip deli gibi sevdiğim adam bir gün içinden yine geri gelcek diye bekledikçe kendimi elime tutuşturulmuş saçlarıma bakarken buldum ya! kendimi...Baktıki beynimle yaşadıklarımla mücadelemle başedemedi daha da çirkinleşip saçlarımı kesti ....Saçlarımı ne kesiyorsun yarın işe böyle mi gideyim...Kadınların aralarında konuşmalarını duyar gibiyim " adamı ne raddeye getirmişse artık " Kadının kadına yaptığını akrep akrebe yapmıyor zannımca...

Neyse kadını, seven kadını, ekonomik özgürlüğü olan kadını şiddet yanlısı kocaya bağımlı kılan eski mutlu günlerin geri gelme ümidi...Sonra anlıyorsun mesela " ben sana kahvaltıdan yarım saat önce zeytini buzdolabından çıkar yağı çözülsün öyle yağı üzerinde yoğunken yiğemiyorum " diye kafanı mutfak tezgahına sürterken anlıyorsun....Tepki veriyordum ilk başlarda da kavga gibi şiddet olayıda alışkanlığa bağlıyor kendisini...

Sonra valiz yapıyorsun aksi gibi bir duygusallık ağlıyorsun salya sümük...Neyden ayrılamıyorsun kızım şu üzerinde sırt üstü uyuşup kaldığın halıdan mı , mutfak tezgahından mı ......aman tamam yahuuu! 

Gidiyorsun adam toparlanıyor sihirli deynek deymiş gibi eski günlerdeki köpek bakışları ile karşına dikiliyor kucağındaki kocaman çiçeklerden seçemiyorsun bile :))))))

İşte bundan sonrası gerçekten sana kalmış...Ya gidersin sillelerin ortasındaki hayali mutluluklarınla yaşarsın ya da kalırsın gerçek sevgiye deyersin, hayatına tutunursun İNSANCA YAŞARSIN.....

Ebru.....

Kısa denemeler hayal mahsülüdür....


Fotoğraf : Zerrin Tekindor çizimidir...



25 Nisan 2014

En çok kimsesizim zaman zaman



Sonra bir sızı duyarsın ansızın bir keman sesiyle yağar senden ayrılanlar gönlüne...Kapatamazsın hislerini yağar özlemlerin gözlerinden...Kocaman hüzünler düşer sinene belki bağırsan sesin çıkmaz zaten yutkunamazsında...Körpe bedenine sığmış gençten eser kalmamış sende kendine yabancılaşmışsın...Bir özlemlerin hep aynı kalmış...Saçının beyazı, ruhunun karası, gözünün akan yaşları...Elinin üzerindeki ben bile değişmiş ama özlemler hiç değişmemiş ilk doğmuş çocuğun çığlığı tazeliğinde yüreğindeki yangın odalarında kalmış...Hapsettim sanmışsın ama bir keman sesiyle yaylım yaylım dağılmışsın...

Uzaktakini özlemek değil içimin kırmızısı, ciğerimin ağrısı, boğazımın boğulmaları...Kimsesizlik üflediler üstüme geçmez yetimlik bitmez öksüzlük salınır fular gibi bedende...altın simler yağdırsan nafile örtülmez hiçbir güzellikle yalnızlık...Kına kokar toprak burnuna, sabun kokar hava ruhuna, bazen baban değer gönlüne yaslasaydım dersin şu başımı o güzelim göğsüne....

Ebru ....

21 Nisan 2014

Kedilerime yuvalar yaptım



İlk olan çalışmayı aslında Edaya battaniye başlamıştım ama ipin devamını bulamadığım için ikiye katlayıp yanları diktim...Diğeri ise gene Edaya küp yapıp içini elyaf dolduracaktım derken bir kenarını dikmekten vazgeçip Maviliyi içine koydum ve çok şeker oldu...


16 Nisan 2014

Adana kesme hamur tatlısı


Malzemeler :

1 kase un

1 çay kaşığı tuz

1 kase ceviz

1 çay bardağı kuru üzüm

5 adet çubuk tarçın

2 tatlı kaşığı toz tarcın

1,5 su bardağı toz şeker

3 darbak su

1 su bardağı ince dövülmüş ceviz

Yapılışı :

Öncelikle   bir kabın içinde un, çok az tuz ve su ile yoğurmaya başlıyoruz.

Hamurumuz hazır olduğunda, merdane yardımıyla hamuru açma aşamasına geçiyoruz.

Açılan hamurları 2 cm aralıklarla yatay kestikten sonra yine 2 cm aralıklarla dikey kesiyoruz.

Ayrı bir tencereye Toz şeker ve suyumuzu, çubuk tarçın ekleyerek ocağa alarak kaynatıyoruz.

Kaynadıktan sonra çubuk tarçınları sudan alıyoruz. Dövülmüş cevizleri kaynayan suya ekliyoruz, daha sonra tuz tarçın ve kuru üzüm ekliyoruz. En son olarak hamurlarımızı da ekledikten sonra hafif karıştırarak pişirmeye bırakıyoruz. Piştikten sonra soğumaya bırakıyoruz. Soğuduktan sonra kaselere koyup üzerini ceviz ve tarçınla süsleyebilirsiniz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Portakalmavisi bir; hüzünleri dibine kadar yaşamadan terketmeyen, sonrasında da ardına dönüp bakmayan hüzünbaz zamanlar cambazı....