22 Şubat 2015

Mavili nin bebekleri oldu...

8 Şubat 2015 saat 18:30 da başlayan doğum 20:30 da sonlandı...Doğum yaptığı yerde mumlar yakıp elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım...Tam altı yavrumuz oldu.Son doğan bebeğin plesentası henüz içindeyken kordonu kopardığından o bebek başaşağı gelmediği için ciğerindeki su boşalmadığı için sadece üçgün yaşayabildi...Bebeklerin 10 cu günde gözleri açılmaya ve kendilerini yalar gibi hareketler yapması beni benden alıyor...İşte bebeklerimiz...






Martılar


Ölünce dedim martı olacağım...Neden? dedi merakla ..".Kızdığım insanların arabalarına pisleyeceğim ..."...Kocaman kalabalıklarda kanat çırpacağım canım çekecek adaya uçacağım, belki Eminönü vapurunun peşine takılacağım ve belki yan gelip Haydarpaşa Garının çatısında yatacağım ama illaki uyuz olduklarımın arabasına pisleyeceğim...

"Maldan, mülkten daha çok sanata ve düşünceye önem veren herkesle uçacağımda o yüzden" dedim...En güzel kahkahaları atacağım İstanbul semalarında ve sen bileceksin ki ben en mutlu olduğum yerdeyim...Deniz manzaralı göklerde grin ifade simgesi....
Martı seven Ebru 





15 Şubat 2015

Özgecan yürek yarası


Güpegündüz olması ne farkeder İstanbul un orta yerinde Kadıköyün göbeğinde nekadar idealist bir kadın olursan ol beş yaşında çocuğunun eline öyle bir yapışıyorsun ki ne çocuk anlıyor bu kıskacın sebebini ne de sen kendine yakıştırıyorsun ama doğal olmayan hayat süreci maalesef bizi buna itiyor.Kocaman gözleri ile bakıyor kızım yüzüme " ben yapabilirim anne","ben kendim yürüyebilirim anne " ...Evet herşeyi elbette kendin yapabilirsin ama kendi tekelinde olmadan birileri izin verdiği müddetçe özgürsün bu ülkede...

Senelerce başım önüme eğik yürümemle mücadele ettim ben.Dünyanın hangi şehrinde kızlar buna zorlanıyor...Üst katımızdaki ailenin kızları okula gidip gelirken önünden geçtiği televizyon tamircisi dul bir adam musallat olmuş.Neymiş kız fizik olarak büyük gösteriyormuş.Apar topar evlendirdiler liseden sonra.Neymiş başına bir fenalık gelmesinmiş...Küçücük bir kızdım zaten askeri ortamda yetişmenin getirdiği kendini erkek sanmalardan ki sünnet olacağımı ve askere gideceğimi sanırdım bu kızların başına fenalık gelmesi olayını pek kavrayamamıştım...Sanırım ilk öğrendiğim önüne bakarak yürümek, sokakta sakız çiğnememek , saçların uzunsa salık dolanmamak, sallanan, parlayan takılar takmamak...Sonunda ergenliğe girdiğim zamanları anımsıyorum bedenim bir günah tüneline sürükleniyor gibiydi...Oysa dün kısa pantolon ayağımda spor ayakkabılar başımda kepim bisiklete binip dolanıyordum...

Babamın asker olması bir yana İstanbul Fatih Karagümrük te yetişmiş olmasıda işin içine girince babasıyla güreş müsbakalırına , vizyona giren boksörlü filimlere giden, çok afedersiniz erkek gibi kamet getirip namaz kılmaya kadar uzanan bir erkek gibi yetiştirilme durumum oldu...Aslında babamı anlıyorum bu ülkede ancak erkek gibi davranırsam daha güçlü olacağımı düşünüyordu sanırım...Aslında bir anne hiçbirşeyden tiksinmez, herşeyi öğrenmelidir diye nerde kimin yarası varsa pansuman yaptırtıp bu gün gözüm kapalı çocuklarımla ilgili herşeyi tekbaşıma halletmemede temel oluşturmuş...

Bu ülkede maalesef yüreği dağlayan Özgecan olayında da anladığımız üzere kız çocukları çok daha fazla özenle yetiştirilmeli...Peki biz aşırı korumacı davranırken onların özgüven gelişimi ne olacak...

Yapılması gerekenler bellidir.Eğitimde devrimle dört koldan işe başlanmalı ....Bilinçli salaklaştırılan bu toplum artık uyandırılmalıdır...Sosyal hakları öğretilmeli ve dinin hiçbir parti tekelinde olmadığı , yönetim sistemimizde vaad edilip verilen gibi gösterilen şeylerin aslında sosyal hakları olduğu öğretilmelidir...

Kadın cinayetleri, genç kız cinayetleri, çocuk cinayetleri derken olay yeni doğan kız çocuklarının yokedilmesi boyutuna gelecek diye endişelenmemek elde değil...

Özgecan a yapılanlar bir insanlık vahşetidir...Hiç bir hayvan içgüdüsel bile bukadar vahşi olamaz ki bunu birde beyni olduğunu düşündüğümüz canlı yapıyor...

İdam kararının tek partili bir dönemde çıkarılması taraftarı değilim yapılması gereken bu adamların hadım edilmesidir diye düşünüyorum...

Allah sana rahmet eylesin güzel kız, mekanın cennet ruhun şadolsun...Anneciğin ve babacığının kursaklarında kalan hayatla nasıl yaşayacaklarını bilemiyorum ama kendi yavrum için daha güvenli bir ülke istiyorum..


Portakalmavisi kabus zamanları...

2 Şubat 2015

Blog fotoğraflarınıza "Pin it " ( Pinterest ) butonu eklemek....


Yapılacak işler gayet basit....

Blogger > Kumanda Paneli >Yerleşim > Gadget Ekle > HTML/Javascript seçeneklerini sırasıyla seçerek, açılan bu alana aşağıdaki kodu yapıştırıyoruz.



Mavili nin bebekleri olacak...


Bu günlerde evde daha farklı bir heyecan yaşıyoruz ...Ben erkek kedimiz daha dokuz aylık olduğu için bir halt karıştıracağını tahmin etmemiştim ama Mavili gebe ve yavruları olacak...Hayatımızda böyle bir macera yaşayacak olmamış evet ençok Edayı etkiliyor ama kendi içimde yaşadığım heyecanı da anlatamam...Aslında doğuma çok müdahale edeceğimi düşünmüyorum çünkü daha çok doğal hali ile sürecin tamamlanmasını istiyorum..Gerek yerli gerek yabancı çok fazla iran kedisi doğumu izledim...Bazıları kendi doğal sürecinde tamamlandı ama bazılarında insanlar çok fazla müdahaleciydi...Bebekleri anneden ayırıp temizleyip hatta göbek bağını bile kendileri kesip daha sonrasında annenin yanına koyuyorlardı...Doktorumuzun da önerisi eğer Mavili çok yorulursa sadece yavrunun bulunduğu keseyi yırtmam doğrultusunda...Çünkü yavru kedi yeni doğanlarında ölümler genelde anne yorulduğu için kesenin içinde çok kaldığı için oluyormuş...İnşallah yavrularımıza sağsağlım kavuşuruz....

İşte baba adayımız Percy efendi :D



Eda nın 15 tatil siparişleri


Benden Hello Kitty li bir atkı istedi...Bu yüzden beraber sevgili yüncümüze gittik.Renkleri kendisi beyendi...




Tam çıkmak üzereyken bu batik ipleri kucakladı ve bunlardan da birşey yapalım dedik...Hayat bu kıza rengarenk görünüyor zaten...Nasıl hayır derim...Hemen kafada tasarlanan ve onay alınan şal yapımına başlandı ve hanım efendi birde şapka istedi...Kız çocukları çok eğlenceliymiş...Erkek çocuğu ile enazından bu paylaşımları yaşayamıyor insan...



4 Ocak 2015

2015 misyonumuz...Saygı,merhamet,paylaşmak...



Küçükken misket oynardık biz.Hayallerimiz o cam bilyelerdeki renklerde saklıydı.Gök belki çivit  rengi olmalı, mevsimler sarı daki gibi hafif geçmeliydi...Radyolarda piller olduğu zaman elektrik kesintisi bile farklı anlam katar , sukunet içindeki ev yaşantımızda bir nebze neşe olurdu hayatlarımızda...Evet belki köşe başında tanıdığımız abiler tanımadığımız abiler tarafından öldürülüyordu ama Esmeray vardı dilimizde şarkılarıyla...İçimizde nefret, kin besletecek kadar çok dahil değildik o yıllarda belkide hayata...Masallara inanan çocuklardık biz...Kocaman açılmış gözlerimizde yüreğimizin çırpıntısında beynimizi sadece kocaman orman hayal etmeye zorlar,tek kötü bildiğimiz "Kırmızı başlıklı kızdaki" kurt ve "külkedisi"nin üvey annesiydi...Dünyada farklılıklar arttıkça , bazı zekalar kötülükten beslenmeye başladıkça daha küçük yaşta çocukların hayatına girer ordu kötülükler...

En çok yaralayan şu olmuştu beni...Bir evin üst terasından bir köpeği savurarak atan ve sonrasında zafer çığlıkları atan gençleri gördüğü zaman Eda " gerçek hayatta bu var mı anne ? "," bu gerçek hayat mı ? " diye sorduğunda saniyelerde bir beyin fırtınası yaşıyorsun...Daha çok küçük " evet gerçek " desek o köpeğe kötü davrananları düşünüp korkacak, " hayır kızım " desem bir gün ciddi ciddi buna benzer birşeyle karşılaştığında hazırlıksız olacak...İnsan olduğu için tiksinirmi insan....Kedi gibi çocuğunun ensesinden ısırıp ordan alıp başka yere güzel bir yere korunaklı bir yere taşıyasın geliyor....

Oya gibi işliyorum çocuklarımı . kötülükler evet çok fazla hakkını, gardını , saffını doğru seçmesi için elimden geldiğince anaçlığımla, insanlığımla çabalıyorum...Sevgi ve güzellik öğretiyorum...Elbetteki bazı kötü tarafları var benim çocuklarımında ama biliyorum temelden sağlam olurlarsa diğer davranışlar su gibi akıp gidecektir.Baki olan özünde olan olacaktır...

Biz bu sene Eda cığın yaşı itibariyle yardımı öğreneceğiz yeniden ve yeniden...Soğukta dışardaki insanlar için yıllarca ördüğüm atkı, bere ve eldivenleri dağıtacağız...Ki bir kısmını dağıttık bile...Sokakta üşüyen barınamayan hayvanlara leğenden barınak ve yiğecekler vereceğiz.Parkımızdaki kedileri seveceğiz...Saygılı olmaya çalışacağız.Bize ekmeğini veren yüreğini açan insanlara sevgimizi, merhametimizi vereceğiz...

Başımıza ne gelirse gelsin, çocuklar en az yara ile atlatsın Onlar hayata karşı daha sağlam dursunlar  diye , güzel imanları, merhametleri , saygıları ile gelecekte onlara yardımcı olacak gelenekleri ile hayat yollarında yürüsünler diye tüm mücadelemiz...

Anne ve baba olmak bu coğrafyada daha fazla sorumluluk yüklüyor insanın omuzlarına...Devletin tüm imkanlarını sağlıklı, aklı ve fikri hür, gelecek kaygısı olmayan bireyler yetişmesi konusunda harcamasını çok isterdim...Her seferinde bir adım daha ilerleyelim derken binlerce sorunla dibsiz kuyulara çekilmek hissi , heleki belirsizlikler bu coğrafyada en çok anne ve babaları yoruyor, yıpratıyor...

Bizde bu sene tüm gelecek kaygı ve belirsizliklerine rağmen umudumuz hep olsun diye yardım ve merhamet konulu çalışmalarımıza başlıyoruz...

Yemediğimiz ekmeklerimizi, giymediğimiz kıyafetlerimizi, kullanmadığımız eşyalarımızı paylaşıyoruz...

İlk  paylaşımımızda Eda nın heyecanını anlatamam...Kendi elleriyle bir çanta hazırladı giymediği kendisine küçülmüş tertemiz giysi ve oyuncaklarını hazırlarken önce ne yaptığının farkında değildi sonra anlattıkça daha bir heyecanlandı...Çocuk olmak ne güzel küçücük bir barbie kafasını saklamış " bende hatırası var " diye...

2015 güzelliklerle kalsın anılarınızda...Belki biraz kadere de bağlı ama lütfen sizde kendi adınıza kendi adımlarınızla birazda olsa insanlığa yaklaşın....

Sevgilerimle...

Portakalmavisi anne düşleri

Ebru...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Portakalmavisi bir; hüzünleri dibine kadar yaşamadan terketmeyen, sonrasında da ardına dönüp bakmayan hüzünbaz zamanlar cambazı....

pin