16 Eylül 2015

Desinler....


Küçüktüm sanırım üç yaşlarında falanım babaannem kışın karda halı yıkamış üstüne yetmemiş kuyruk yılları et-balık kurumunda kuyrukta beklemiş aylardan Kasım... Üşütmüş çok üşütmüş sonra hastalandı vefat etti.Öldükten sonra evde konuşuyordu komşuları " kirli torbasından bir tane kirli mendili çıkmadı" diye... O yıllarda kirli sepeti yokmuş zaar insanlar banyo kapısı arkasına kirli çamaşırları koymak için kumaştan torbalar koyarmış...çok konuşulurdu babaannemin temizliği " kadın ölünce kirlisi, erkek ölünce borcu kalmamalı" diye büyütüldüm. Pis olmak aile soyunda ellerinde fazla yıkamadan egzama olan erkeklerin olduğu bir kız için zaten düşünülemezdi... Niye ki? Konu, komşu , sülale üçgeninin hayatımıza sızması ilk böyle oluyormuş . 
Evlendim verilen aile emirleri biraz şekil değiştirdi azalacağına hem de artarak...o zamana kadar olanlar zaten düzgün, derli toplu bir bayan olmama yetmezmiş gibi...
Annem " sen çalışan kadınsın her sabah yatağını kapat evden öyle çık, kirlide çamaşırın kalmasın, mutfağında tezgahta kirliyi bırak yıkanmış ama kaldırılmamış tabağın bardağın kalmasın insanız dışarda başına birşey gelir ölsen kurtulamazsın birde ben öldürürüm seni.."hö"

Şimdi anımsamadığım ama yapmayınca içimin rahat etmediği görselde küçük detayda çok söylemlik şeyler işte... en son 68-75 kuşağı böyle yetiştirildi.. Konu komşuyu takmadan hayatını idam ettirenler 75 ten sonra doğanlar. O nesillerin anne baba çalıştığı için tek başına birey olma ve yaptırımlara karşı durma refleksi daha sağlıklı gelişti.

Bu 78 liler, hele 80 sonrası doğanlar gamsızlıkları ile 100 yaşlarına kadar yaşarlar hatta ölüp geri bile gelebilirler...Ve ben hepsinin hayranıyım... 

Oğluma hayatı anlatırken söylemlerime aile büyükleri dışındakileri pek katmıyorum katmak isteme girişimlerimi zekası ve rahat duruşu ile öyle cevaplar verdiki 26 yaşımda burnum aka aka sabahın köründe işe giderken evi temiz bırakma adına kendimi hırpalayış hallerime üzüldüm... Ölürsem hani komşular arkamdan laf etmesin diye...

Eskiden çok kalabalıktık komşuluklar, aile v.s. Ama bir samimiyetsizlik te vardı.o yılların züğürt avuntusu " bir elin parmakları bile aynı değil" çok karakteri bozuğu o toplumlarda haksız yere yer sahibi yaptı...

Evet şimdi hepimiz biraz daha yalnızlığımıza çekiliyoruz ve daha küçük gruplarda hayat buluyoruz eskinin samimiyetsiz mutlulukları güzeldi çünkü bizlerin kalbi güzeldi...yine de merhabaları esirgemeyelim birbirimizden doğru davranış sergileyen, saygılı çocukları baskımızla darlandırmayalım...

Yüzümüze her gülene değer verdiğimiz için yediğimiz darbelerden kırık kaldık birazda ve ben Oğlumla öğreniyorum bazı şeyleri " desinler anne evvelinde ne yaşadığını, kalbinden ne geçtiğini bilmeyen insanlar ne derlerse desinler" Desinler anasını satayım dedim ne derlerse desinler... 

Kızımın bir tacı var pembe ve bir gül var üzerinde kocaman dışarı çıkarken kokoş demesinler diye taktırtmadığım birdaha bu yaşında olmayacak taksın dedik çocuğun mutluluğu herşeye değerdi....

kimse için değil çocuklarım için değer verdiğim insanlar için hayatı önemli kılmak birşeyler katmak ,tanımadığım çevrenin baskıları olmadan yaşamak ...

Mutlu olun ama dikkatli olun topluma yayılabilir :))))

Ebru G.G.

2 yorum:

Unknown dedi ki...

Desinler hayatım yazılarına içtenliğine ve sıcak paylaşımlarına emeğine sağlık herşey biz istediğimiz müddetçe var olacak ya da yok olacak iyi ki tanımışım seni 🙏❤️💜🙏

İkizler 18 dedi ki...

Ada ve Arda ya da okudum masal gibi dinlediker harikasın😘

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Portakalmavisi bir; hüzünleri dibine kadar yaşamadan terketmeyen, sonrasında da ardına dönüp bakmayan hüzünbaz zamanlar cambazı....

pin

yukarı